VM Medical Park Hastanesi Samsun
0501 320 3 320

Beyin Anevrizması (Beyinde Damar Baloncuğu) ve Anevrizma Kanamaları

Anevrizma (Damar Baloncuğu) Nedir?

Beyin anevrizması (damar baloncuğu), beyindeki atardamar duvarının zayıflaması sonucu ortaya çıkan bir balonlaşmadır. Balonlaşan bu bölge normal damar duvarına göre daha zayıftır. Bu nedenle yırtılarak beyin kanamasına yol açabilir. Sıklıkla kanamaya neden oldukları zaman saptanırlar. Boyutları ve yerleşimleriyle ilişkili olarak yaptıkları bası etkisiyle kanamaya neden olmadan da şikayet oluşturabilirler. Bir kısım anevrizmalar ise içerilerinde oluşan küçük pıhtıların beyin damarlarına kaçması sonucu bulgu oluşturur. Anevrizmalar, bütün bunlara neden olabilecekleri gibi herhangi bir şikayet yaratmadan sinsi bir şekilde de bulunabilirler. Özellikle son yıllarda kullanımı yaygınlaşan beyin görüntülemeleri nedeniyle, herhangi bir şikayete neden olmamış anevrizmaların tesadüfen saptanması sık karşılaşılan durumlar haline gelmiştir.

Anevrizma Neden Oluşur ve Kimlerde Görülür?

Tam olarak neden oluştuğu bilinmemektedir ancak rol oynadığı düşünülen bazı faktörler vardır. Sigara içilmesi, aşırı alkol tüketimi, yüksek tansiyon, genetik yatkınlık, bazı bağ dokusu hastalıkları anevrizma gelişimi riskini arttırmaktadır. Anevrizmalar ve anevrizmal kanamalar her yaş grubunda görülse de hastaların çoğu 40-60 yaş arasındadır. Kadınlarda görülme sıklığı ise erkeklere nazaran daha fazladır.

Anevrizma (damar baloncuğu) Kanaması Nedir?

Anevrizmaların (Damar Baloncuğu) yırtıldığı takdirde genellikle yarattığı tablo subaraknoid kanama denilen beyin kanaması türüdür. Subaraknoid kanama beyin-omurilik sıvısı dolanımı bulunan bölgelere (subaraknoid mesafe ve/veya ventrikül içi) olan kanamalardır. Travmatik bir etken olmaksızın kendiliğinden gelişen subaraknoid kanamaların %80 oranında sebebi anevrizma yırtılmalarıdır. Anevrizma yırtılmaları subaraknoid kanama dışında, beyin dokusu içine (intraserebral hematom) veya beyin zarı altına (subdural hematom) da kanama oluşturabilir.

Anevrizma Kanamasının Belirtileri Nelerdir?

Subaraknoid kanama geçiren kişiler çok farklı tablolar ile hastaneye başvurabilir. Bilinci açık şekilde başvuran iyi durumdaki hastaların genellikle ifadeleri ‘aniden ense kökümden başıma doğru çok şiddetli bir ağrı girdi’ veya ‘kafamda sanki aniden bir bomba patladı’ şeklindedir. Kısacası yaşadığı tabloyu anlatma şansı bulan hastaların ortak şikayeti ani başlayan, şiddetli ve daha önce yaşadığı baş ağrılarına hiç benzemeyen baş ağrısıdır. Bu tablonun hemen ardından bulantı, kusma ve bilinç kaybı gelişebilir. Bilinç kaybı geçici olabileceği gibi koma gibi ağır klinik tablolar da oluşabilir. Kanayan anevrizmanın yerine ve kanama şiddetine göre ani ölümler, bir tarafta felç, tek taraflı görme kaybı, göz kapağı düşüklüğü ve daha pek çok belirti tabloya ilave olabilir.

Anevrizma Kanamalarında Hangi Tetkikler Yapılmalıdır?

Subaraknoid kanamanın gösterilmesi hastaların tamamına yakın kısmında Bilgisayarlı Tomografi (BT) ile sağlanır. Az sayıda hastada (ki genellikle bu hastalar hafif semptomlar ile başvurular) kanama miktarının az olması ve/veya hastaneye başvurunun geç olması nedeniyle BT’de kanama görülmeyebilir. Böyle bir durumda hastanın ifadesi ve nörolojik muayenesi BT bulgularından çok daha önemli hale gelir. Tablo olarak subaraknoid kanama şikayetleri (örneğin ani başlayan şiddetli baş ağrısı) yaşamış ve/veya muayenesinde ense sertliği ve beyin zarı irritasyon bulguları olan hastalara BT’de kanama görülmese bile kesin olarak kanama geçirmediği söylenemez. Bu özellikteki hastalara mutlaka lomber ponksiyon (belden beyin-omurilik sıvısı alma işlemi) uygulanarak beyin-omurilik sıvısında kanama bulgusu olup olmadığına bakılmalıdır. Subaraknoid kanama tanısı alan hastalarda tabloya neden olan muhtemel neden bir anevrizmadır ve bunun saptanması için beyin damar yatağının görüntülenmesi mecburiyeti oluşur. Subaraknoid kanama sonrası beyin damarlarının görüntülenmesi için en sık konvansiyonel beyin anjiografisi (DSA) tercih edilmektedir. Ancak tomografi ile yapılan beyin anjiografisi (BT anjiografi) veya MR ile yapılan beyin anjiografisi (MR anjiografi) tetkikleri de tercihe bağlı olarak aynı amaçla kullanılabilmektedir.

Anevrizma Kanamaları Tehlikeli Midir?

Anevrizmaların yol açtığı subaraknoid kanamalar çok tehlikeli klinik tablolardır. Tüm hastaların yaklaşık %15’i hiçbir sağlık kuruluşuna ulaşamadan kaybedilmektedir. Yapılan tüm tedavilere rağmen ise ölüm oranı %40 dolaylarındadır. Bu rakamlardan anlaşılabileceği gibi hastaların hastaneye yetiştirilmesi önemli bir kısmında hayatta kalmak için yeterli olamamaktadır. Bunun en önemli nedeni kanamanın ani etkileri dışında, subaraknoid mesafeye geçen kan ürünlerinin tetiklediği ve zaman içerisinde tabloya ilave olan tehlikeli kompleks olaylar zinciridir. Anevrizmadan subaraknoid mesafeye geçen kan, kafatası gibi genişleyemeyen bir bariyerle çevrili alanda basınç artışına ve beyin dokusunun bu alanda sıkışmasına neden olur. Yine kanamanın yarattığı ödem kafa içi basıncının daha da artmasına yol açar. Hastaların önemli bir kısmında zaman içerisinde beyin-omurilik sıvısına bulaşan kan nedeniyle bu sıvının dolanımı ve/veya emilimi bozularak hidrosefali denilen kafa içi basıncını daha da yükseltebilecek tablo gelişir. Artmış kafa içi basıncının yarattığı bası ve beyin damarlarında yarattığı direnç nedeniyle beyine giden kan akımı ve dolayısıyla beynin beslenmesi bozulur. Anevrizma kanamasından sonraki 4. günden itibaren daha büyük bir tehlike gündeme gelmeye başlar. Kan ürünlerinin yarattığı refleks mekanizmalar ile hastaların önemli bir kısmında beyni besleyen damarlarda büzülme veya kasılma gelişebilir. Bu tabloya serebral vazospazm denilir ve şiddeti ile ilişkili olarak beyin dokusuna giden kan miktarını azaltarak ciddi nörolojik kötüleşmelere ve hatta ölüme yol açabilir. Burada yazılanlardan anlaşılabileceği gibi subaraknoid kanama geçirmiş insanlar çok büyük hayati risk altındadır. Hayatta kalan hastalar arasında da hayat kalitesini bozan derecede sekellerin kalma olasılığı oldukça yüksektir.

Anevrizma Kanamalarının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Subaraknoid kanama geçiren kişilerde anevrizma saptanması durumunda, anevrizmanın mümkün olan en kısa zamanda tedavi edilmesi yani kapatılması gerekliliği ortaya çıkar. Bunun nedeni kanama yaratmış bir anevrizmanın kanama sonrasındaki ilk iki hafta içinde tekrar kanama olasılığının %20 gibi yüksek bir oranda olmasıdır. Ayrıca ikinci kanamayı geçiren hastalarda ölüm oranı çok daha yükselmektedir. Anevrizmanın kapatılması tekrardan kanama geçirme riskini bertaraf etmekle birlikte geçirilmiş kanamaya yönelik yukarıda kısaca anlatılan riskleri ortadan kaldırmaz. Geçirilmiş kanamaya yönelik riskler kanın beyin-omurilik sıvısından temizlenmesi süresi boyunca devam etmektedir. Bu süreç içinde hastaların hastanede tedavileri sürdürülür.

Beyin Anevrizmalarında Tedavi Seçenekleri Nelerdir? Anevrizmalar Hangi Yöntemlerle Kapatılır?

Anevrizma tedavisinde amaç anevrizmanın üzerinde bulunduğu ve beyin dokusuna kan gönderme fonksiyonunu üstlenen damarı koruyarak baloncuğun içine kan girmesini engellemektir. Bunu sağlayabilecek iki temel tedavi seçeneği mevcuttur. Birinci seçenek anevrizmanın mikrocerrahi teknik ile kliplenmesi yani ana damardaki kan akımının kesilmeden anevrizma boynuna çok küçük boyutlarda mandal benzeri bir klip yerleştirilmesi işlemidir. İkinci yöntem ise endovasküler yani damar içinden anjiografik teknikler kullanılarak uygulanan ve anevrizmanın içindeki kan akımını kesmeye yönelik işlemlerdir. Bu iki seçenekten hangisinin uygun olduğu hastanın ve tedavi edilecek anevrizmanın özellikleri göz önünde bulundurularak, her olgu için ayrı ayrı değerlendirilmeli ve uygun olan seçenek hastaya önerilmelidir. Her iki yöntemin de uygun olmadığı az sayıdaki anevrizmaların tedavileri için ise bypass cerrahileri gündeme gelebilmektedir.

Anevrizma Ameliyatları (Damar Baloncuğu Ameliyatları):

Anevrizma ameliyatı, mikrocerrahi teknikler kullanılarak yapılan cerrahi işlemlerdendir. Cerrahi mikroskop altında anevrizmanın köken aldığı damar bölgesine ulaşılır ve anevrizma boynu kan akımını kesecek klip veya klipler ile kapatılır. Bu işlem yapılırken anevrizmanın üzerinde bulunduğu veya anevrizmaya komşu damarların korunması oldukça önemlidir. Zira bu damarların içinden geçen kan akımının kesilmesi bu damarların beslediği bölgelerde kanlanma eksikliğine yani beyin enfarktlarına yol açar. Kanlanamayan beyin dokusu ise fonksiyonlarıyla birlikte kaybedilir. Bu durum hastalarda ciddi işlevsel kayıplara ve hatta hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir. Tam olarak ortadan kaldırmasa bile bu riski azaltabilecek bazı teknik ve donanımlar mevcuttur. Anevrizma ameliyatlarımızda rutin olarak kullandığımız, ameliyat mikroskobumuza entegre özel ışık kaynakları ve filtreler vasıtasıyla damar içindeki kan akımını gösteren videoanjiografi bu donanımlardan biridir. Ayrıca anevrizmanın kapatılması sonrasında, damarların Doppler ultrason ile kontrol edilmesi yine bu cerrahinin güvenliğini arttıran bir uygulama olarak kabul edilmektedir.

Tesadüfen Saptanmış Anevrizmalar İçin Yaklaşım Ne Olmalıdır?

Özellikle son yıllarda kullanımı yaygınlaşan beyin görüntülemeleri nedeniyle, herhangi bir şikayete neden olmamış anevrizmaların tesadüfen saptanması sık karşılaşılan durumlar haline gelmiştir. Tesadüfen saptanmış (kanamamış) anevrizma varlığında nasıl bir yol izleneceği ise anevrizmanın tedavisi sırasında alınacak riskler ve anevrizmanın tedavi edilmemesi durumunda alınacak riskler karşılaştırılarak belirlenir. Konumu ve şekilsel özelliklerine göre değişmekle birlikte, kanamamış bir anevrizmanın tedavisi sırasında alınacak hayati riskler ortalama olarak %5’in altındadır. Diğer taraftan boyutu ve konumuna göre değişkenlik göstermekle birlikte kanamamış bir anevrizmanın beyin kanamasına neden olma olasılığı her yıl için ortalama %1-2 dolaylarında olup bu kanamaların neredeyse yarısı ölümle sonuçlanmaktadır. Bu nedenle ortalama yaşam beklentisinin çok uzun olmadığı ileri yaştaki insanlar hariç, kanamamış beyin anevrizması bulunan kişilerin uygun teknik ile tedavisi mutlaka gündeme gelmelidir.